YIKIMIN ANATOMİSİ
Karel THOLE
YIKIMIN ANATOMİSİ
A.
I.
Gözlerinizi açın!
gözleriniz ki ufuklardır
karabatakların yeltendiği
Ve sabah- kapıma vuran
taşlar ile
gözlerim hep açıktır
uzak ışıklı yıldızlar gibi
karanlığa saçıktır
sözlerim
II.
köksüz savrulan ot sarılığında
ellerim mahirdir
bir şeyler yapmaya
mahirdir dilim güzel
koşumlar vurmaya
öyle ki bir ot bir
yabani ot atlanır
ellerim dokunduğunda
ellerim işte ki mahirdir
birçok çiçek adları biçebilir
henüz ilk ad kurulmamışken
III.
bir cumartesi günü avında
o sürekte- o isyankar ziyafette
dehlendi kalpleri
öküz elleri ve öküz ayaklarıyla
oysa ne vardı ki insan için
insan olmaktan başka
sonra böğürtüleriyle canavar
sessizlik kapladı ovaları
kimse anlamadı neden
hiçbir şey bilemediğimizi
aniden aniden
sustu
bize ait olan ne varsa
putsu sertlikleriyle geçtik
soğuk ormanlar arasından
IV.
babil’de gördük
karı ile koca arasına giren
o şeyi!
ve efsunlu şeylerin hükmünü
Çünkü sihrini kaybetmişti dünya
ona devşirilmiş kağıtlar gerekti
mabetlerden sökerek getirdiler
küçük tanrılar olmak için
harlı alevleriyle
V.
Gözlerinizi açın!
gözleriniz ki görür
ufuğu ayıran çizgiyi
geceyle gündüzün renklerini
size verilen ilk başağı hatırlayın
henüz ekmek kurulmamışken
gözleriniz ki ufuklardır
karabatakların yeltendiği
B.
I.
kapılarına vurduk
kapılarını yumrukladık
bir mucize istedik
Bir sihir
öyle geçsin tapınağımızın
göğü tutan direklerini
tapınağımız, görklüdür
gizemli taşlıklarda
uzanır rahibelerin
ateşleri
ve mermersi diriliğiyle
denizlere selam durur
tanrılar!
tanrılara karşı
bir mucize istedik
yumrukladık efsunlanmışların
tekdüze kapılarını
II.
biz ki kayalarda dirilttik
yüce evlerimizi
bize ne yapabilir büyücüler?
büyük adımlarla arşınlarken
dünya altımızda tıkırdar
bırakın gelsin yıkımgetiren zelzele
bırakın yağsın kara yağmurlar
tanrılarımızın hükmünü yıkamayacak yine
berkittiğimiz şanımız yıkılmayacak
III.
kapılarını yumrukladık
sabahı getirdik eğri taşlarla
bir mucize istedik bir yıkım
yumruk yumruk ellerimiz getirdi
bu erinci bu çorak topraklara
biz semirttik altın boğayı
ilk başağı eken bizdik
ya tanrılar? kurban sevinçlerimiz
moab’ın oğlu hani
getirmişti zaferi
külleriyle yükselerek
IV.
üzüm salkımları gibi yürürüz
toplu derli ve simsiyah aynılıkla
yürürüz nehirler atlayarak
işte bacchus şarapları ve esriklik
işte tortuları benliğimizin
varsın kara orman sussun
varsın konuşmasın ilk yasalar
uyuşuk sarhoşlukla örtülecek
ilk başağın bilgeliği
her şeyi kara bir benzerlik kaplayacak
bizi yüceltecek giz tanrıları!
C.
I.
Two gross of broken statues
ve imgeler demeti silik
toprak altında
name is Ozymandias
Nothing
remains
The lone and level sands...
-
-
-

Comments
Post a Comment