KIYIYA VURAN SANRILAR

 




KIYIYA VURAN SANRILAR



Akdeniz!

su üstünde akkorsuz köpükler

  içi boş ampül


zeytin işliğinin yanından

dondurma reyonları geçiyor

  paraşütle atlanıyor

çamların iğnemsi kızıllığından


ulan venedik savaşı- ulan ikinci pius

ulan mantua konsili 

yani bok kırığı çam sakızı



sigismondo mundo

MAGNVS 7 ADMIRATVS


cehennem ehli 

condottiero


et sultanum turchorum


turchorum turchorum sultan mehmed

suyun kulakta sayıklaması 

bir bütün akdeniz siren’leri:


“haydi buraya! şanlı hiçkimse

bizim sesimizi dinleyesin

.. buradan çok şeyler öğrenerek uzaklaş-


biliriz bereketli yeryüzünde olanları”


sahil kenarlarında taş kafatasları

ve haliçe kadar duyumsamak mümkün

“bereketli yeryüzünde olanları”

karga sesleriyle göksüz siren’lerden


 ve tayfasız denizler kadırgaları ağıraksak


magnum admiratum 


Râz-ı ‘ışkı ‘âşikâr itmege tâkat bulmasa

 Sînesinde nâvek-i dil-dûzlar pinhân olup


machomet bei

ve avrupadan bir şeyler 

daha ucuz ürünler oyunlar elektronik eşya


bir savaş kazanmışçasına mağrur

bir yücelik emaresi


ve yanında de re militari


toplar ejderha başlarıyla kuşatmalar 

berkitilmiş yeni kale duvarları

yedikule 


ulan venedik doçesi

-ulan girit şövalyeleri


beyaz fildişi şahlanıyor 

konstantinapol atlarıyla

adriyatik denizine


güneş batarken yıprak haritaların üstüne

bir tarafta charybdis

öte tarafta

 yeniçeri börkleri


her bir kum tanesinde gırçlar

uğultularıyla çam ağaçları

ve güneş- öküzsüz ziya


büyük led ekranlarında 

patlar akdeniz

 tatil reklamları



de’ pasti ise kıskıvrak.



Dilberinden rahm eger olmasa ol dil-hasteye

Kimseler derdine dermân idemez imkân olup



zeytin yeşili ve manisada bir portreler

defteri

bir gravür eskizi


"had asked most urgently to

send matteo de’ pasti of verona"



şlap! ellerin çiziktirdiğinde

sular ışıltısı

şlap!


şanlı hiçkimse! haydi buraya!


vinç başdönmeleri-metal ağızlarıyla

lombak rüzgar gülleri


ve bin odalı tapınaklar

orman mantarları gibi kel 

beton kafalarıyla

 ve açıkbüfeleriyle


ulan bitmemiş sıva

-ulan tuğla kırığı antik inşaat


tempio malatestano- 

ehli cehennem condottiero 

yarım kalmış

 yunan sütunu

eksik bir antik ideal


“to paint and portray”

 mehmed admiratum

sultan-ı kayser-i rum


Virseler mülk-i cihânuñ tâc u tahtı devletin

 ‘Avni kûyuñ terkin itmez başına sultân olup 



akdeniz 

geceye

yıldızlar

 sunağı 


bir ağ gibi


ah be oğlum

ne güzel lan şu akdeniz akşamları

hele şu düşmesi yok mu

ayın eski bir zeytinlik kalıntısına


-di mi di mi










Comments

Popular posts from this blog

ÇİÇEK DÜRBÜNÜ

PARÇALAMANIN ÖZÜMSENMESİ