ÇIĞILTI

ÇIĞILTI
Demek sen de gördün elimin uçarılıklarını
dokunuyorum ve biçimsizleşiyor tarh
buradan geçmişti ya atlılar eski bir anda
ayağımı atınca harekete geçiyor sipahi
beni unuttular tam burada şehrin ışıklarında
beni götürmediler bağdat önlerine
oysa ben bilirdim ki pigmeler
ölümü ayırt edemezler yaşamaktan
beni götürmediler belgrad’a da
ve zurna davul sesleri duymadım
dıdı dı dı dı dııı dı dı dı çarpıklık
Ha ! vieillesse felonne et fière
buradan geçti gaza atları tozutarak
buradan geçti demiryolu ve kara tren
harlanan bir ot çıtırtısı sararttı
göklerin mavi yengisini bunu
unutamam ve yıkıldı gitti troya önümde
yedi kat zamanla gömüldü hektor
sesini işittim işte aynadaki lekenin
-bin yıllık puslu siluetimin çizgisi
peki neden çiziktirildi bu mağaraya
levni elleriyle benim eski heybetim
mezarıma da şöyle yazdılar savaşta
domum servavit, lanam feci
işte yün eğiren yaşlı kadınlar göğsünde
belirdi savaşmak savaşmak ölmek
truva ve ben ve belgrad ve avlanmak
av av! ŞEHRİN cinsiz ışıltısı ve ben ve ben
gaza atları, çuf çuf tren-nahoş mezar-evin ışığı
ben ne ölebilirim ne yaşayabilirim
bir pigmeyim aletiyle bir olup
ormanlar yaran yarıktıran
ve çağsız av
Dixi.
Abei.
Comments
Post a Comment