VAİZ

 




VAİZ


güneşin altında yeni bir şey yok

her şey yeniden yapılmakta

kaçıncı ekiş bu altın başlı başağı

hep aynı çamur malazda


hep aynı pas çürütüyor

gündüzün direklerini

gece coşkun ve varlıklı 

   yıkıp geçiyor


Elpenor Ἐλπήνωρ !

yitip gitti gözlerden

ucu kırılmış bir yıldız köşesi

arkada kalmış önemsiz yoldaşı

gecenin


ilk onu yakarak kendilerini sağalttılar

ışıltılarıyla tutuşturarak sisli karanlığı


talut kral oldu israiloğullarına

varlıklı bir kimse değildi

 


davudun elinde can verdi 

                                        calut

polyphemus koca heybesiyle köreldi

hiçkimse tarafından


nehri içmeden geçenler varlandı

talut varlıklı bir kimse değildi


kör homedocus yakardı:

kırmızı elleriyle sabah 

geceyi

bastırdığında 


gümüşten ağızları

kopardı yaprakların

 ayasını

nallarıyla kırağı atların


paramparça edip yürüdü üzerine

biçare azınlığına musa’nın


atlarını suladıkları yere kadar mağrur

musa varlıklı bir kimse değildi


nehri boğulmadan geçenler varlandı

-

Elpenor Musa Davut Talut

Elut Musvut Duvsa Talenor

elvutmusvenordusacalusa

-

kapkara elleriyle suyu bulandıran

şehrin/şehirlerin çokluğuna esenlik?


rüzgar delip geçti 

gri kaltak saçlarını


kaskatı sapsarı bir duman daha 

daha da güçlü sıktı 

kostak pazuların ebeliğini


doğurtmaya sakat yine o aynı güneşi

hiçkimse tarafından

bir ses çıkmadı buna


doğrucu davut yine fırtlattı:

güneşin altında her şey aynıymış

ama hangi güneş?


Comments

Popular posts from this blog

ÇİÇEK DÜRBÜNÜ

PARÇALAMANIN ÖZÜMSENMESİ

KIYIYA VURAN SANRILAR