GÜLDÜRÜ

 







GÜLDÜRÜ

oynaşan zübük adama da bakın. küçük soytarı. yarım aklıyla hangi çaparızı görmüştür

ki? üstünden atladığı şeylerle uzun eşek oynayan onu görünce kokorozlarda-  kokoroz

lar fingirdeşerek kendi arık bedenlerine her yanıyla razı olurlardı ya -sadece bir anlıkta


bir keresinde sabahın güneşini esir alarak ilerlerken bağırmıştı: gölgemdeki  güneş

antik bir esirim artık- köpekler havlamıştı arkasından onun tensi komediasına- yaz

ları kumsalda. cıbıldak. bedeniyle uzandığında kaç kere güpgüneş sanmıştı    terini


saydam bir cam topu aldı eline oradan baktı yeşillenen yerlerine mezarlık     taşlarının

gülerek bir deli gibi. bir minik maskara. ölümü şeffaf yuvarlağın içine hapsederek-kork

muyordu doktor on var demişti ölümüne ondan başlayarak saydı saydı on dokuz    sek


para derdi değildi para mafiş! pıyrım pıyrım yeleği beş para etmezdi (dört paraya   alın

mıştı. paçoz. paytak adımlarla halka gidiyordu o ne pürneşeydi halka teşneyken-   isten

miyordu o yırtık pırtık yerlerinden fışkıran teni mide bulandırıcı birortaçağkarnavalıydı


iz yedi altı suya atladı zengin bir umursamazlıkla genişletiyordu dere çeperlerini   çıplak

bedeniyle küfrederek alakasız. ağzıbozuk. utanarak kıpkırmızı kesilen halka-  aldırmıyor

du hayatın utanmazlığını kükreyerek çağıran arsız kolları kıskıvraktı erdemli boyunlarda


delimsirek kahkaha hahaha! gevşeyen omuzlarında bir kokot. aşüfte. gülağlıyordu izbe 

yerlerinde duraksayarak yoldan geçenlere göre aşağılık bir trajedi- ona göre     uzlaşma

lar bütünü ayrıksı olmasıyla bir laz bir arap bir gün bir mezarlığa gitmiş beş dört üç ik


i bir sıfır geçenlerde birisi vefat etti

Tüm uyuşmazlığı

Yok

Olmuştu

Tenini kaybedince

ciddi bir duruşu vardı zübük adamın.


Comments

Popular posts from this blog

ÇİÇEK DÜRBÜNÜ

PARÇALAMANIN ÖZÜMSENMESİ

KIYIYA VURAN SANRILAR