FRAGMANLAR
sokaklarda yürürken gördüğüne iki kez bakma! kalıplaştırmaya gerek yok dedi yarım yamalak görülenin verdiği heyecan
taş binalar ardında sırtlanılan güneşin küfesine bir de bulut eklemek hamalı zora sokar eski iki bin yıllık bir deyiş. kolektif hasat zamanınd-
büyücüye de bakın dedi yaşanılan endişeye yeni bir ad veririrken görüldüğünde ona bu gücü verebilecek olan da neydi nereden gelmişti uzakl-
Mitik şair yitik şair
I.
Parmaklarını suya
soktuğunda
balık balık olmuştu
Güneşin altındaki
Her şey canlıydı
yanına bir taş
koyarak fırlattı
Bir bulutu
Düşürdü
Su köpürdü
Uzaklarda çok uzaklarda
yaşlılığını görür gibi olunca
Dümdüz balıklama atladı
kaçarak
doğmadığı bir zamana
Sancımalar.gündeliğin getirdiği şeylere parçalayarak bakar ol teselli bulmay-
yetişin krallar, brahmanlar! boetius! bir zindana düşer olduğunda karşında beliren şey el-Lüma değil miydi ki aydınlık izleğin vardığı yer-
zamansız bir yerde insan her şeyi bilebilir demişti eğer insanlığını yırtabilirs-
şimdi zambak dolu vadilerde yalanlarla donatılmış ufkuna beyaz bulutlar gibi dolanıyor ellerinin dokundukları. yazık ki kara ellerin yağmura muktedir değil. ladymacbethvari-
IX.
çınar ağaçlarının altında oynuyor
tepinerek taşlıkları -konuşamadan
istihaleler bütününde bir parça bir insan
onun konuşacak bir şeyi olmamıştır ki
gülerek getirdikleri anlama son veriyor
her şeyin dönüştüğü yerde payına düşeni reddedip
yalnız vermekle yalnız değiştirmekle mahir
ne kadar çok şey bağlı onun küçük topuna
diyor William Carlos
topu yollara yollara giderken ne kadar
hırçın çalkalıyor dünyayı
çıkıp bir menekşenin üstüne bir şeyler vaaz edince ona dair yazılan yasaları yırtıp fırlatması baharı getirmesi mümkün insanın. eğer ki-
ruhun hasta. bunu biliyorsun çünkü hiçbir fayda vermiyor- insanlar arasına karışışın ve yalnızlığın da. kırçıl kanatlı atlar uçuruyor düşünmelerin- çatlaya çatlaya ölüyorsun kunt halkının ellerinde. biricik sen ölümsü-
yitik şair bitik şair
LI.
şimşir döşeli çatı kağşak
sis alıyor
sis veriyor
yüz yıllık odada sakal apak
gıcır gıcır olmuş işte
sesinden belli
sundurmada kedi güneşli
gıcır gıcırdıyor yürüyüşünde
harp zamanı gitmiş
odasından kapkara
bakıvermiş uzaklara
sonra uzaklar da bitmiş
kedi hala sırnaşık
sundurma da güneşli canım
benim en gıcır gıcır yanım
ellerim, bitmelere uzanık
yüzyıllıkodadasakalapak
senyazıveryazsannolacak
hiçbir şey. şimşir çatı kağşıyor
uğursuz bir uğru boğazladı
sisli bir havada kedilerin hepsini

Comments
Post a Comment