BİR RÜYAYA HİKAYELER

 Bir Rüyaya Hikayeler


Ağaç gölgeleri ve sarmaşık. Yanından yürüyen sessiz genç ve güçlü. Sessizliğe meydan okur ellerini, yumruk yapar, yürür.

Parklara gidecektir -o-. Havayı bölen su sesine kulak asmadan, mağrur.

Hilal dizili orkidelerde bahçıvan ötekinden mahzun, suyu dillendirir, suya bağrını basar orkideler.

Çamurdan gölgeler ve ağaç.


Onun sesini bizden esirgeyen nedir?


Yol kenarına dizili incir ağaçları sessizdir. Dedem ancak rüzgarla konuşur. Rüzgar savurur yıldızları gündüzün yanık yerlerine. Pırıltılı bir savruluşta pembe ellerim, yaldızlıdır.

Gece ve gündüz şimdi teselli edilemez


Bu iki zaman, yalnız, bize yetebilemez


Burada ölmüştür o, burada, bu masada, yandaki yavyan yapraklı eski yeşil bitki onu düşlemeyi bırakmıştır

Ya da ben eve dönmemişimdir.


Dönmek?


Serin kavak adımları, mısır hasatları

ve savurgan ellerimiz

En çok geceleri nükseden

Denizin beyazsı hastalığı

Geceye uzanan buruşuk ten

Tenin

Ahenkli rüzgar bekleyen

saçlarımız


"Ben uzun süre dönmeyeceğim."

Uzanan ellerin ve ölü ayakların

seslidir, dört duvar gölgesine

düşer güneşli buyurganlık


Ellerimde su bardağı

Bayat bir eski sürahide

Gölgeyi, sesi, bu masayı

beklerim 



-Karanlığa karışıyor ellerim-

Comments

Popular posts from this blog

ÇİÇEK DÜRBÜNÜ

PARÇALAMANIN ÖZÜMSENMESİ

KIYIYA VURAN SANRILAR