Posts

Showing posts from November, 2021

BORÇLARIMI ASLA ÖDEMEM

Image
  Borçlarımı Asla Ödemem   Kendi hakkımda tabular buluyorum Cinler, hayaletler değil de “İyi sıhatte olsunlar” böyle Kutlu şeyler   İğrentim lavantamla tıpatıp aynı, kıytırık zamazingolar deniyor mallarıma En kurşuni havada güneş eritiyorum “Nazar değmesin maşallah,                Pek çirkin bu oğlan” Otuz defa değiştiriyorum günde adımı ki kara büyüler, hastalıklar var sevmeler   Dua eder miydim hiç? Kelimeler içimde çeşnilenmeseydi   Basit çıkarsamalar yapılabilir sonra “Kan kirdir, tozdur.” “İnce ruhlar vardır” Ellerim işte ellerim inceltmiştir çok şeyi Nasırlı parmaklarda kara yıldızlar   Her şeyin ötesinde ben borcumu her zaman, HER zaman öderim öyle ki ansızın, bir anda bir çırpıda Bu denizleri, uzun ağaç altı masalarını mısır koçanlarını sevebilirim.   “Yarabbi, beni şerrinden koru,     ...

BİR RÜYAYA HİKAYELER

Image
 Bir Rüyaya Hikayeler Ağaç gölgeleri ve sarmaşık. Yanından yürüyen sessiz genç ve güçlü. Sessizliğe meydan okur ellerini, yumruk yapar, yürür. Parklara gidecektir -o-. Havayı bölen su sesine kulak asmadan, mağrur. Hilal dizili orkidelerde bahçıvan ötekinden mahzun, suyu dillendirir, suya bağrını basar orkideler. Çamurdan gölgeler ve ağaç. Onun sesini bizden esirgeyen nedir? Yol kenarına dizili incir ağaçları sessizdir. Dedem ancak rüzgarla konuşur. Rüzgar savurur yıldızları gündüzün yanık yerlerine. Pırıltılı bir savruluşta pembe ellerim, yaldızlıdır. Gece ve gündüz şimdi teselli edilemez Bu iki zaman, yalnız, bize yetebilemez Burada ölmüştür o, burada, bu masada, yandaki yavyan yapraklı eski yeşil bitki onu düşlemeyi bırakmıştır Ya da ben eve dönmemişimdir. Dönmek? Serin kavak adımları, mısır hasatları ve savurgan ellerimiz En çok geceleri nükseden Denizin beyazsı hastalığı Geceye uzanan buruşuk ten Tenin Ahenkli rüzgar bekleyen saçlarımız "Ben uzun süre dönmeyeceğim....

ESKİ ZAMAN KÖŞELERİ, FORA!

Image
  Eski Zaman Köşeleri, Fora!   Mayna bir iskele köşesinde Denize düşen bozkır Hep beş kuruşa tramvay Eski kahve kenarlarında Çocuk elli limonata   Mayna   Yukarı bakıyorum sonra İki yıldız arası mutlaklık Icarus uçarmış rivayet Truva’dan uçarmış Eski zaman atları en az iki bin yıllık yeleleri Bunları umursamıyorum   Mayna İnce bir ezan vurmakta Tuzlu akropolislere İskender gazabından Kaçmış bin yıllık yerli Balıktan sakalları kaplı söğütler de pazarcı: Bunlar kardeşim alofortanfoni! Bunu umursuyorum   Mayna   Alabandalık eden genç adam kadına Yani ben yaşında Bozkıra düşen deniz Yüksek dağlara Bellerophon Elimde bir küçük kız çocuğu devşiriliyor bir eski ihtimal yaşlıdan bir amca: Bu işler-diyorum- bu işler  düzelir mi bu işler? -Belki, Ölüm  yok ya   Güneş önü tozutan gri atlar